Asırlarca yaşadı Türk. Galip geldi, kıtalara hükmetti. Mağlup oldu, göç etti. Coğrafyalar ve din değiştirdi. Fakat yaşayışı hiç değişmedi. İnandığı dine eski inançlarını dahil etti. Göç ederken orta Asya dan ritüeller ve tabuları getirdi heybesinde. Anadolu topraklarındaki yaşantısına dahil etti. Anadolu’ya ata yurdundan isimler verdi. Umay Ana için bağlanan çaputlar evliyaların türbelerini süsledi. Hatta birçok ritüel harmanlamakla kalmayıp İslam’da vardır denildi. Neydi bu ta Orta Asya dan gelip bugün kökenini bile bilmeden yaptığımız ritüeller ve tabular .
- Doğum Tabuları & Ritüelleri
Hamileliğin Gizli Tutulması.
Günümüzde özellikle İç Anadolu ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerin de halen devam eden bir tabudur. Bazı kesimler gizli tutulmasının altında başka sebepler arasa da sebebi yine köklerimizdir. Kem göz ve büyülerden korkan atalarımız hamileliklerini belli bir süre gizli tutar sadece en yakınları ile sevinçlerini paylaşırlarmış ki bebek kötü ruhlar ve büyüler tarafından zarar görmesin.
Anadolu da kırklı dönemlerini yaşayan kadınların birbirleriyle görüştürülmemesiyle ilgili enteresan bir inanış vardır. Yeni doğum yapmış bir kadın ile yine kırk gün içinde doğum yapmış kadın Alkarısı laneti yüzünden görüştürülmez, görüşmelerine engel olunur. Şayet buna engel olunamaz ve görüşürlerse, doğum yapmış kadının kırkı, doğum yapan kadının üzerine geçtiği söylenir. Bu durum çocuğu ve anneyi etkiler, anne artık bebeğine süt veremez hale gelir. Şayet görüşme olduysa ; beyaz şarap, buğday ve tuz ateşe atılır, hasta kadın ateşin dumanı ile tütsülenir. Muğla yöresinde ise denizden çıkan ve yalnız bırakılan çocukları çalarak deniz dibine götüren bir kadındır Alkarısı. Alkarısından kurtulmak için yapılması gerektine inanılan bazı uygulamalar vardır. Bunlar ;
- Eğer birisi geceleyin kanlı elleriyle ciğer taşıyan bir kadın görürse onu hemen yakalayıp üzerine iğne, çuvaldız gibi metal bir eşya batırabilir yahut elbisesinden, saçından parça koparılarak al karısını tutsak edilmelidir.
- Alkarısından korunmak için doğum yapan kadın kırk gün kırk gece dışarı çıkmaz ve asla yalnız bırakılmaz.
- Yastığının altına bıçak, makas, demir para, iğne, çuvaldız gibi metal eşyalar yahut çörek otu, soğan, sarımsak kabuğu, süpürge konulur.
Doğum Lekesi
Hamilelik döneminde kadının yemek istediği bir yiyeceği yiyememesi yada gizli yemesi durumunda çocuğun vücudunda doğum lekesi oluşacağı inancı da yine geçmişten bize kalan bir inançtır.
Göbek Bağı Gömmek
En yaygın ritüellerin bir olan bebeğin göbek bağı gömülmesi yine asırlar önceden kalan bir ritüeldir. İnanışa göre çocuğun göbek bağı düştüğünde bir okul, cami ya da iş yerine gömülür. özellikle kökeni konusunda araştırma yapılmaması sebebi ile İslamiyet'te yeri olduğu idea edilen ritüellerden bir tanesi olduğu için evliya mezarları da yine en sık gömülen yerlerdendir. Göbek bağı gömülen yere göre çocuğun geleceğinin şekillendiğine inanılır. Örneğin, çocuğunun doktor olmasını isteyen aile, göbek bağını herhangi bir tıp fakültesinin bahçesine gömer.
Gizli Ad Koymak
Anadolu'nun bazı kesimlerinde insanlar yeni doğan bebeklerine sadece anne ve babanın bildiği bir isim daha koyarlar. bunun sebebi de yine eski Türk inançlarında bir kişinin tam adı bilinmeden erliğin kara ruhlarının o insana musallat olamayacağı inancıydı.
Bebekleri Leyleklerin Getirmesi İnancı
Özellikle küçük yaştaki çocuklar nasıl doğduklarını sorduklarında verilen cevap hep aynıdır 'seni leylekler getirdi'. Geçmişten bu güne herkesin en az bir kere duyduğu bu cümlenin sebebi de yine köklerimizdir. Eski Türk inancında Umay Ana çocukların ve yeni doğum yapmış kadınların koruyucusudur. Umay doğum sırasında, doğumdan sonra ve koruyuculuğunu üstlendiği çocuğu ergenlik çağına ulaşıncaya kadar koruyan doğaüstü bir kuş olarak da tasvir edildiği için. Leyleklerin bebekleri getirdiğine inanılır.
Kırklama
Doğum sonrasında veya loğusalık döneminde hem annenin hem de çocuğun kötülüklere diğer bir deyişle kırk basmasına karşı verilen addır. Anne ve çocuk kötülüklere karşı koruma altına alınır ve bu kırk gün sonunda "kırklama" denen tören yapılır. Kırklama, çocuğun doğumundan sonraki kırkıncı günde yıkanması geleneğidir. Böylece yeni doğan çocuk, 40 gün boyunca "Kırk basmasından kurtulmuş tur. Aynı zamanda da kırk basması, yeni doğum yapmış iki kadının ve çocuğun karşılaştırılmamasıdır. "Kırk Basması, "al karası", "albastı" adları ile bilinmektedir. "Kırk basması", doğumdan sonra çocukları etkilediği düşünülen mistik bir güçtür. Kırkı çıkmamış çocuğu görmeye regl olan kadın gitmez, gitmesi gerekirse de çocuğa; "annen de benim gibi" der. Bunu söylemez ise, çocuğun yüzünde leke veya kırmızılıkların oluşacağına ve annenin de sütünün kaçacağına inanılır. Bu gelenek de hala varlığını sürdürmektedir. Anadolu'da loğusa kadını al karasından veya kötü ruhlardan korumak için ekmek ve tuz okunarak o anda ihtiyacı olan birine verilir. Ekmek-tuz hakkı inancı, Türk kültüründe de yaşayan İnançlardan birisidir. Çocuğun kırkının çıkarılması için çocuğun yıkanması gerekir . Bu ritüel şu şekilde gerçekleşir; " Suyun içine madeni para, tuz, yüzük, altın, altın gibi değerli taş, güzel kokulu çiçekler atılır. Bu suyun içerisine, kırk yaprak, kırk taş ve kırk çeşit çiçek konulur. Çocuk yıkandıktan sonra, aile büyüklerine ve en yakın akrabalara ziyarete gidilir ve çocuğun kırkı çıkartılmış veya kırkı uçurtulmuş olur.
https://www.youtube.com/watch?v=-PMML1jsh1Y
Gece Bebek Kıyafeti Asmamak
Gece erliğin kötü ruhlarının yer yüzüne çıktığına inanıldığı için bebek kıyafeti asılmaz .Çünkü bu kötü ruhların kıyafete gizlenerek bebeğe musallat olacağına ve bebeği hasta edeceklerine inanılır.
Faydalandığım kaynaklar
- Akgün Engin, Türk Dünyasında Din Ve Gelenek Üzerine Şamanizm,Burhanizm ve Yesevilik,Doğu Kütüphanesi Yayınları, İstanbul,2008
- Demir A. Faik-Nebahat Akgün Çomak, Şaman Ve Türk Dünyası ,Bağlam Yayınları,Ankara,2015
- Rayman,Hayrettin,Eski Türklerde Üç Din, Karınca yayınları,Ankara,2016
- https://youtu.be/EZWRTfS_afE
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder